SİYASET ETİĞİ

Siyaset etiği kavram olarak devletin adalet sistemine saygılı, temsil ettiği milletin değerlerini bilen, birlik ve beraberliğe önem veren, rakiplerine saygılı ve söylemlerinde seçici olan, gerektiğinde rakiplerini siyaset çerçevesi dışında insani değerlerle yaklaşabilen ikili ilişkilerde daima saygılı ve hoşgörülü olmayı gerektiren kavramlar bütünüdür.

0
239
SİYASET ETİĞİ

Hits: 98

Siyaset etiği kavram olarak devletin adalet sistemine saygılı, temsil ettiği milletin değerlerini bilen, birlik ve beraberliğe önem veren, rakiplerine saygılı ve söylemlerinde seçici olan, gerektiğinde rakiplerini siyaset çerçevesi dışında insani değerlerle yaklaşabilen ikili ilişkilerde daima saygılı ve hoşgörülü olmayı gerektiren kavramlar bütünüdür. Tüm bu kavram ve kurallardan sorumlu olanlar ise şüphesiz devletin yönetiminde olan parti temsilcileri ana muhalefet ve bürokratlardır.

Böylesi bir siyaset etiğinden bahsederken neden politika adı altında söylenen vaatler, gerçekten uzak ütopyalar ve çirkinliklerle dolu oluyor? Pek tabii ki bu noktada seçilenlerin ahlakını yargılamak yine halka düşüyor Çünkü bu argümanların tamamı Demokrasilerde halkın özgür iradesi ile seçilmiştir. Halk tabanı ne kadar eğitimli ve donanımlı ise seçtikleri siyaset adamlarının ve bürokratlarında kalitesi o kadar artar. Kısacası Cem YILMAZ’INDA mizahi olarak üzerine basa, basa işlediği konu eğitimdir. Günümüzde Japonya’da ve diğer bazı ülkelerde seçmenlerin eğitim düzeyleri şart koşulmuştur. Çoklarında ise eğitim artık hayatın bir parçası olarak kabul gördüğünden seçmenin kalitesi ve buna bağlı olarak seçilenlerinde kalitesi ona göre şekillendirilmiştir.

Ülkemizde bu durum ise tam tersinedir. Desek yanlış olmaz. Nitekim Ülkemizde eğitim seviyesinin yüksek olduğu kesimler vardır. Ancak bir o kadarda eğitim seviyesi düşük ya da hiç eğitim almamış halk kesiminin bulunmuş olması çoğulcu demokraside eğitimi ikinci plana bırakmıştır. Her zaman söylenir akil ve ehli insana güven duymak onun zatına değil, aldığı eğitim ve ahlak yapısına verilen değerle ölçülür. Bugün hepimiz şunu iyi bilmeliyiz yalanla dolanla peynir gemisi yürümez. Eğitimli seçmen akıl eden, sorgulayan ülke şartlarını değerlendirebilen ve öngörüye sahip bireylerden oluştuğunu düşünürsek peynir gemilerinin yürümeyemeceğini’ de anlamakta gecikmeyiz. Aksi takdirde peynir gemilerinin peşine düşerek bir parçada bana düşer’ mi gerçeğiyle pragmatist yaşamımızı sürer gideriz. Maalesef geldiğimiz nokta bu Öyle ise bir seçmen olarak kaliteli bir devlet yapısını seçmemiz ne ile mümkün olur sorusunu akla getiriyor.

  1. Öncelikle devlet yapısında devleti temsil edenlerin Mal varlığı önemlidir. Seçtiğiniz kimsenin mal varlığı yokken veya orta halli iken devletin başına geldiğinde refah seviyesi birden bire artarak katlanıyor ise O kimsenin siyaset etiği sorgulanmalıdır. Zira devlet kavramının açılımı halktır. Halk bireylerden oluştuğuna göre her birey bir diğerinin hakkından sorumlu olacağından kul hakkına girmiş olur.
  2. Bir ülkenin belkemiği omurgası ADALETTİR.  Kimsenin tekelinde olmadığında adalet adalettir ve siyasilerden bağımsız  vicdanı hür kadrolardan oluşur. Böyle bir mekanizma aynı zamanda devletin tepesinde yer alan yönetimi denetleyen ve haksızlıklar karşısında tavrını belirler bu nedenle adalet belli  güvence ile teminat altına alınmalıdır.
  3. Yandaşlık ve kamplaşma bir devletin yapısını kangrene çevirmek istiyorsanız siyasi etiği ayaklar altına alarak basit söylemlerle kamplaşmaya yönlenirsiniz. Taraf ve bertaraf meselesi. Ülkemiz maalesef bu hastalıktan henüz kurtulmuş değildir parti binaları önlerinde iş tutanlar, parayla ihale alanlar, yandaş kadrolaşmalar, ehli olmayanı yetkili kılmalar, kısacası bal tutanların parmağını yaladığı bir yapıyla mücadele şarttır
  4. Siyasi nüfuz sağlamak adına tehlikeli söylemlerle halkı manipüle etmek demek değildir. Kaldı ki bu tür söylemler tehlikeli ve önü alınmayan hadiselere neden olabilir. Geçmişte örneklerini yaşamış ve acılarla dolu sancılı dönemler geçirmiş bir ülkede gerek muhalefet ve gerekse yöneticilerin bu tür kavramları malzeme olarak kullanmaları siyaset etiğine ters aynı zamanda suçtur.
  5. Kimlik sorunu her devletin bir kimliği vardır bu kimlik aynı zamanda o devleti kuran halkın ortak kimliği ve ALLAH tarafından kaderde bahşedilmiş bir lütfüdür. Buna saygılı olmak her devlet adamını asli görevidir. Gerekirse o kimlik için baş koyulur. ALLAHA şükür önce Türküz ve sonra Elhamdülillah Müslüman’ız.  Andımızın kaldırılması ve kimliğin yok sayılarak ayaklar altına alınması hangi devletin siyaset etiğinde görülmüştür.
  6. Kimliği olmayanın vatanı olmaz, vatan toprağına bedel dökmeyenin hakları olmaz. Seçme ve seçilme hakkı hiç mi,  hiç olamaz Bu nedenle Ülkemizdeki Suriyeli genç nüfuza baktığınızda savaşacak durumda olan ve ülkesini müdafaa edecek gençler deniz kenarında ve ticaret yaparken Yurdumun Öz çocukları bunun bedelini ödemeyi hiçbir şekilde hak etmemektedir.
  7. Ülke dinamiklerini doğru ve verimli kullanmak Bu dinamikler hiç şüphesiz gençliktir Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK her defasında bunu belirtmiştir. Üniversiteleri ideoloji yuvaları olmaktan çıkarmayı başarmak zorundayız bu nedenle de gençliğe fırsat tanımak ve onları ödüllendirerek sanayi devrimini başlatmak zorunluluğumuz vardır. Yoksa ki Kuru fasulyeye ne kadar ayet el kürsü okursanız okuyun vereceği verim aynıdır. Zira ALLAH her kulun rızkını tahsis ederken Kullarına çalışma ve tevekkülü öğütler.
  8. Üretim Kaynakları tarım ve hayvancılık ekonominin bel kemiğidir. Tarım giderlerinin artması başta mazot iş makinelerinin çalışması için gereklidir. Ürün değerlerinin belirlenerek koparatifler vasıtasıyla tüketiciye ulaştırılması teşviklerin bilinçli ve belli mekanizmalar kurularak dağıtılması önemlidir gelinen noktada tanzim satışlar kurularak malı halka ucuz şekilde arzı geçici çözümlerdir. Üretimin gücüne inanmayan ve bu amaca hizmet eden devlet kurumlarının yabancı sermayelere devri maalesef ne siyaset etiğine nede devlet politikalarına uymaz
  9. Terör ve terörizmle mücadele her devletin varlığını ve bekasını muhafaza etmesi için mücadelenin her alanda mücadele etmesi zorunludur. Günümüzde buna verilecek en güzel örneklerden biri din adı altında rantiyelik yapan FETÖ terör örgütüne yönelik halkın ve devletin yaptığı mücadeledir. Tam başarıya ulaşmış sayılır mı? Hayır. Öncelikle hain haindir hainin itirafçısı olmaz bugün inandığı değerleri hiçe sayanlar yarın tekrar dönmeyeceklerine kim garanti verebilir. Terörde af olmaz buna en yakınınız dahi olsa iltimas geçemezsiniz
  10. Terörden gelir elde eden daha doğrusu terörün kan sofrasında zıkkımlanan rantiyelerin ve ekonomik güçlerin ülkemizde bertaraf edilmesi zorunludur. Bundan beslenen yakınlarınız dahi olsa affetmek veya görmezden gelmek siyaset etiği değildir ve devlet adamı profiline yakışmaz
  11. Devlet adamlarının Yanılgıya düşmeleri; Devleti yönetenlerin yanılgıya düşme gibi bir lüksleri yoktur zira yönetim akıl, öngörü istişare, strateji, danışmanlık ve karar mekanizmaları vardır eğer bu mekanizmalar sağlıklı bir şekilde oluşturulamamış ise devleti yönetende mekanizmaları da adalete hesap vermek zorundadır.
  12. İnançlarınızla değerlerinizle yaptığınız eylemler çakışmamalı, eğer çakışıyorsa ne dinden nede etik den bahsetmeye hakkınız yoktur. Hz imam Ali A.S a kardeşi Hz Cafer A.s gelerek bey tul maldan kendisine para vermesi talebinde bulunur oda kardeşinin gözünü bağlayarak elini ateşe sokar ve bey tul maldan yakını dahi olsa kimseye beş kuruş verilmeyeceğini anlatır. İslamda bunun örnekleri çoktur. İnancınız İslam eylemleriniz, değilse inançlarınız ve değerleriniz eylemlerinizle uyuşmuyor demektir. Böyle bir kul ALLAH indinde ne kadar makbul olur?
  13. İnsanlığın dili sevgi ve hoşgörüdür. Sevgi ve hoşgörü rahmani bir duygudur. Eleştirilmekten korkmayın eğer birileri sizleri eleştiriyorsa kendinizi toplumun aynasında daha net görürsünüz. Dalkavuklar sürüsünün içerisinde kalmışsanız bilin ki şeytanın sofrasında zıkkımlanıyorsunuz demektir. Dalkavukların olduğu ayna sizi hep güzel gösterir. Ancak bu gerçek sülliyetiniz değildir. Neyi görmek istiyorsanız ona bakarsınız
  14. Seçtiklerinizi yargılamalısınız Toplum ahlakı bunu gerektirir. Yargılamıyorsanız yargılanırsınız. Bir ülkede kara mizah susmuşsa mizah kalmamışsa o ülkede yaşam koşulları baskılanıyor demektir. Günümüzde sosyal medyadan gelen eleştiriler sizi rahatsız etmemeli halkın dili siyasetçiye rehber olmalıdır.
  15. Başkalarının iradesiyle yaşamayın, iradenizi de başkalarına kiralamayın zira Rabbin huzurunda bunun hesabını veremezsiniz cemaatler, din grupları, oy potansiyeli olarak görüldüğünde artık dinin bir anlamı kalmamıştır. 
  16.  Söylem ve hitaplarınızda tehdit dili olmamalıdır. Zira devlet adamı olmak eeeey, bay, veya seviyesi düşük kelimeleri affetmez bugün siz bu tür hitaplarla devleti yürütmeye devam ederseniz bilin ki dünya nezdinde itibarınız düşer. Dikkate alınmazsınız. Sayın kelimesi sizlere kaybettirmez kazandırır.
  17. Halktan İzole olmuş bir yönetim o halka ait değildir. Bir kesime bakarak diğerlerini görmezden gelmek resmin yarısına bakmak gibidir kendi dünyanızda yaşarsınız ama nasıl yaşarsınız
  18. Muhtaç olmadan yaşayan bir halk varsa o ülke ülkedir aksini idda eden keserin sapı misalidir
  19. Dini siyasete bulaştırmayın zira din vicdanlarda yerini bulur siyasette değil

Empati birinci önceliğiniz olsun empati yapmadığınızda dünyayı at gözlüğüyle görürsünüz

CEVAP VER


*

WordPress Anti-Spam by WP-SpamShield