BİR ZİYA GÖKALP OLMAK

Günümüz Türkiyesinde Turan Fikrinin nasıl ve ne şekilde doğduğu üzerine yapılan araştırmalarda; Merhum Ziya Gökalp’ın hayat hikâyesini okumak Türkçülüğün esaslarını nasıl ve ne şekilde belirlediği hakkında hepimiz için radikal bir örnektir.

0
458
ZİYA GÖKALP

Hits: 24

ZİYA GÖKALP
ZİYA GÖKALP

Günümüz Türkiyesinde Turan Fikrinin nasıl ve ne şekilde doğduğu üzerine yapılan araştırmalarda; Merhum Ziya Gökalp’ın hayat hikâyesini okumak Türkçülüğün esaslarını nasıl ve ne şekilde belirlediği hakkında hepimiz için radikal bir örnektir. Zira halen çeşitli gladyoların maşası olan Bölücü zihniyetin kaleminden Ziya Gökalp’ı öğrenmek ve onun neşriyatına sahip çıkmak Turana gönül veren erlerin görevidir. Onun hayatını birçok kaynak özetlerken iki kısa cümleye sığdırır “1876’da, yerel bir gazetede çalışan memur Çermikli Tevfik Bey’in oğlu olarak Diyarbakır Çermik’te dünyaya geldi. Eğitimine doğduğu yer olan Diyarbakır’da başladı. Amcasından geleneksel İslam ilimlerini öğrendi. 1896’da İstanbul’a giden Gökalp buradaki öğrenimi sırasında Jön Türkler’sen etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı.”

VECİZ SÖZ
VECİZ SÖZ

Oysaki Bölücü zihniyetin kaynaklarında Ziya GÖKALP nasıl anlatılmıştır sorusuna açıklık getirmek günümüz Turan fikrinin sosyolojik temellerini anlamamızı sağ layacaktır. Bu kaynakların birinde : “Tesadüf kendisini o tarihlerde Mektebi tıbbiyede okumakta olan hür düşünceleri sebebiyle mektepten çıkartılan aslen Çermik kazası zazalarından olup, Diyarbakır da mukim Tevfik efendinin oğludur. Ziya efendi Türkleşince Ziya Gökalp lakabını takınıp Türk Ocağı ve Türk Yurdu meselelerinden fikirleriyle Türk yurdu müesseselerinde yerini almıştır. Aslen Kürt kimliğini arayan bu şahıs Mumaileyh Kürtçe dilinin sarf ve nahivini kaleme almıştır. Birde kamusunu yazmaya başlamıştır ki Ziya mektepten çıkınca Diyarbakır’a dönmeye mecbur olduğundan Meşrutiyetin ilanına kadar bu çalışmaları birlikte yaptığı Halil Hayali ile bir araya gelememiştir. Meşrutiyete müteakip Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresine Ziya efendinin Diyarbakır Murahhası olarak iştiraki münasebetiyle İstanbul’da bulunduğu esnada Halil Hayali kendisinden hazırlamış oldukları kaynakları ister Ziya Efendi bu çalışmaların hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını belirterek yaktığını söyler. Bunun üzerine Halil hayali bu kaynakları yeniden yazmaya başlar.” (1)

NEYZENDEN İNCİLER
NEYZENDEN İNCİLER

Kimdir Halil Hayali ; Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin ilk kurucularından olan Halil Hayali Bitlis’in Mutki Kaza sı’nın Maden aşiretin dendi. Çocukluğunda iyi bir eğitim gördükten bir süre sonra İstanbul’a giderek burada da belirli bir süre eğitim alıp sonradan memuriyet hayatına atılan Halil Hayali’nin son memuriyeti Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi muhasebeciliği idi. Fransız ve Arap dillerini oldukça iyi bilen Halil Hayali Kürt dili ile ilgili olarak hazırladığı bir gramerin yanında bir de Kürtçe sözlük yazmıştı.1900 yılını takip eden dönemlerde İstanbul’da tahsil görmekte olan Kürt ailelerin çocuklarıyla ilgilenerek onlara Kürt milli meselesiyle birlikte sözde Kürt dili ve edebiyatı hakkında da bilgiler aktaran Halil Hayali bu sıralarda tıp okulunda okumakta olan Çermik Kazası Zazalarından Diyarbakırlı Ziya Bey ( Gökalp )  ile tanışmıştır. Dönemin önde gelen Kürt milliyetçilerinden olan Halil Hayali için Bediüzzaman Molla Said-i Nursî Kürtlere bir takım öğütler verdiği iki Mektebi Musibetin Şahadetnamesi adlı kitabında : “… İşte hamiyeti milletin bir misalini size takdim ediyorum ki, o da Mutkili Halil Hayali Efendi’dir… Hakikat, Kürdistan madeninden böyle bir cevher-i hamiyete rastgeldiğinden bizim istikbalimizi onun gibi ümidinden bir çok cevahir ışıklandırmaktadır.” Kendisinden büyük bir yetenek olarak söz eden Zınar Silopi ise: “Bundan 283 sene evvel Mem û Zîn Divanı’nın da Kürtler ve Kürt vatanı hakkında yazdığı kıymetli beyitlerle büyük bir Kürt vatanseveri olduğunu herkesin kabul ettiği ve dünyada eşine az rastlanır, büyük şair Ahmet Hani’den sonra Kurmanca lehçesiyle yazan Kürt yazarlarının hepsinden fazla Halil Hayali Kürtlük his ve fikrinin yayınlanmasına çalışan kıymetli bir zattır.” Demektedir.”  (1)

ORHUN YAZITLARI
ORHUN YAZITLARI

Bu şahısla yapmış olduğu bunca çalışmaları Ziya GÖKALP neden yakmıştır sorusu Bölücü zihniyetin idolü olana Halil Hayalinin de soyadı gibi hayalî bir yaşama sahip olduğunu göstermektedir. Ziya GÖKALP özellikle sosyolojik ve tarihsel kökenler ile ilgili tüm doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Kürtlüğü araştırdığı sıralarda söylediği şu sözler gerçekten manidardır. Nerede bir Kürt aradıysam Türk ten gayri bir şey bulamadım der. Dolayısıyla Kürt denilen bir milletinde var olduğu söylenemez Ziya GÖKALP bu hususta Kürt dilinin Arapça Farsça dilinin bir karışsımı olduğunu ve bağımsız sayı sistemine sahip olmadığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan halkların Horasandan ve diğer Türk coğrafyalarından gelerek yerleştiklerine kadar tarihi veriler ile gelenek görenek ve kültür birlikteliğinden yola çıkarak bu sözü söylemiştir.

Nihayetinde bölücü zihniyetin sözde aktivistlerinden olan Musa Anter “Kürtçe Farsçanın akrabası olmasına karşılık söz dizimi bakımından ona hiç benzemez. Çünkü Farsçada bulunmamasına karşılık Kürtçede hem bir kelime erkek ve dişi yapılabilir, hem de Arapça ve Latincede olduğu gibi kelimelerin sonlarında harf ve seslik değişmesi vardır. Demek ki Kürtçe, Türk diline oranla daha birleşik, daha karışıktır.” M Anter. Şeklinde karma bir dil olduğunu bu sözleri ile ifade etmektedir.

Büyük üstat Ziya GÖKALP ‘ın Türkçülüğe kazandırdıklarına baktığımızda;

  • Genç Kalemler dergisinde yayımladığı “Turan” şiiri ile Turancılık düşüncesini benimsediğini ortaya koymuştur. Bu hareketin öncüsüdür.
  • Milli Edebiyatın düşünce temelini atmıştır. Aynı zamanda ilk Türk sosyologlarındandır, sosyoloji ile ilgili önemli makaleler yazmıştır. Genç Kalemler, Türk Yurdu, Yeni Mecmua dergilerinde yazmıştır.
  • Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiştir ve eserlerinde işlemiştir. “Türkçülüğün Esasları” adlı yapıtında Türkçülük ve milliyetçilik hareketinin ilkelerini sistemli bir biçimde açıklamıştır.
  • Edebiyatı ve şiiri düşüncelerini açıklamada bir araç olarak görmüştür. “Şiir için değil, şuur için” ifadesini kullanarak “toplum için sanat” anlayışını benimsemiştir.
  • Bir dönem aruz ölçüsünü kullanmış; ancak şiirlerinde genellikle hece ölçüsünü kullanmıştır. 7, 8 ve 11’li kalıpları kullanmıştır. Dili oldukça sadedir, sanatlardan uzak bir dil kullanmıştır.
  • Lirizmden uzak bir söyleyişi vardır. Daha çok didaktik şiirler yazmıştır. Masal niteliği taşıyan şiirleri ve manzum destanları vardır.
  • Biçim yönünden ilk zamanlar gazel, kıta gibi divan edebiyatı nazım biçimlerini, sonra halk edebiyatı nazım biçimlerini kullanmıştır.
  • Dile büyük önem vermiştir. Batı dillerinden alınan sözcüklerin karşılığı olarak yeni sözcükler bulmuştur. Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça sözcüklerin atılması gerektiğini savunmuş ve halk diline yerleşmiş olanları “Türkçeleşmiş Türkçe” olarak kabul etmiştir. Dil konusundaki düşüncelerini “Lisan” adlı şiirinde açıklamıştır.

•          Beş Hececiler üzerinde etkili olmuş, aruzu bırakarak hece ölçüsüne geçmelerini sağlamıştır.

CEVAP VER


*

WordPress Anti-Spam by WP-SpamShield