medyaturan_adalet_01Toplumsal hak ve özgürlüklerin teminatı olan adalet; dokusunda eşitliği temel esas olarak kabul ettiğinden birey, aile, toplum ve devlete kadar uzanan silsilenin temelidir. Bu nedenle adaletin kılıcı keskindir. Onun keskinliği ise toplumun ve ülkenin teminatıdır. Keskin kılıcı kullananlarında adil ve tarafsız olmaları eşitlik anlayışının vicdanlarda kabul görmesi için ilk kuraldır. Bu nedenle Adalet sisteminde Bir Cumhurbaşkanı karar mekanizmasında bağlı olduğu sadece halkı ve partisidir. Vicdanı hür ve aldığı her kararın açıklamasını yapacak kadar bağımsızdır. Adaletin ve onu icra eden makamlarında bağlı olduğu yegâne değerler kanunun maddeleri, vicdanları ve halka olan sorumluluğudur. Bu nedenle de kendi bünyesinde bağımsız olması adil yargılamanın temel taşıdır. Adalet kendi bünyesinde bağımsız değil de siyasi erke bağlı olarak mekanizmasını işletiyorsa adalet Mülkün temel taşı olmaktan çıkar siyasetin kontrol merkezi haline gelir. Buda birgün kendilerinede lazım olacak Adaleti dejenere edeceğinden, yargı önünde eşitlik hak ve adalet söylemlerini hatırlamalarına neden olacaktır. Adaletin kadrosu siyasilerin istediği gibi şekillenmemeli, aksine doğru sağlıklı ve tarafsızlığa dayalı eşitlikçi bir sistem için kendi içinde bağımsız yapılanmalı atamaları, görevleri, karar mekanizmaları tamamen kendi tahammülleri doğrultusunda gerçekleşmelidir.

medyaturan_adalet_02
Geçmişte ecdadımızın O büyük ve yüce şanını sürdürmeyi isterken mangalda kül bırakmıyoruz. Osmanlı torunu oluyoruz. Oklar ve yaylar kullanıyoruz. Verin mehteri derken yerimizde duramıyoruz. Lakin Osmanlının Adalet sistemini sorduğumuzda halk olarak birbirimize boş bakışlarla seremoni yapıyoruz. Zira Osmanlıyı yeteri kadar okumamışız ki atalarımızın sekiz yüz yıl dünyaya hüküm etmesindeki sırrı anlayalım. Bildiğimiz tek şey ver Mehteri gerçi mehter müziği hakkında da sorsak bu boş bakışlar, cevapları karşısında hayretle aaaaaaaa! Sesleri yükselecektir. Öncelikle Osmanlı Devletinin adalet sistemini anlatırken tahammüllerini anlatmaktansa, hoş bir kıssa ile beyinlere kazımak daha sağlıklı olacaktır.

medyaturan_adalet_03
“Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden on yıl sonra mimar Rum asıllı Atik Sinan’a kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olan bir cami yapmasını emreder. Mimar her ne kadar padişahın emrine “Emrin başım üstüne padişahım” diyerek başlasa da yaptığı cami Fatih’in istediği kadar heybetli olmaz. Fatih Sultan Mehmet, yeni yapılan camiyi görünce “Kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olsun…” emrine neden uyulmadığını sorar. Mimar; büyük bir depremde caminin yıkılacağından korktuğu için kubbesini Ayasofya’dan daha küçük yapmak zorunda kaldığını ve bu yüzden sütunları kestirdiğini söyler. Bunun üzerine sinirlenen padişah bu işi kasıtlı yaptığını düşündüğü için ve mermerleri ondan habersiz kestirdiği için “Mermer sütunları kesen ellerin kesilmesi” emrini verir… Mimar Atik Sinan bunu özellikle yapmadığını “Hesaplarına göre Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük bir kubbenin, ilk depremde yıkılacağını” düşündüğünü söyler ama emir büyük yerdendir ve geri dönüşü yoktur. Daha sonrasında çevresi tarafından cesaretlendirilir ve Fatih Sultan Mehmet’i Hızır Bey’e şikâyet eder. Fatih mahkemeye gelir ve duruşma başlar; Fatih Sultan Mehmet çok büyük bir insan olabilir ama emrindeki birini mahkeme etmeden cezalandırmıştır. Karşı taraf savunmasını yapar, mimar gerekçelerini açıklar ve kadı kararını verir: Fatih Sultan Mehmet suçlu bulunur ve kendisi de mimara uyguladığı cezayla yani elleri kesilerek cezalandırılacaktır. Bunu duyan mimar Atik Sinan kulaklarına inanamaz ve Kadıya yalvarmaya başlar bunu göz önünde bulunduran Kadı Hızır Bey cezayı para cezası olarak çevirir ve mimara yüklü miktarda para verilmesine karar verir. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, karardan sonra Fatih, çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; “Eğer sen Allah’ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkûm etmeseydin bununla başını paramparça ederdim” der. Kadı Hızır Bey de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir: “Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik deşik ederdim” der. Buradan yola çıkarak Osmanlı adalet sisteminin ne kadar sistematik olduğunu görebilir ayrıca Osmanlı devletinde kişi ve makam gözetmeksizin herkesin mahkeme önünde eşit olduğunu anlayabiliriz. Kanuni Sultan Süleyman’ın ifadesiyle; “Kılıcın yapamadığını adalet yapar.” (1)

MHP genel başkanı Sayın Devlet bahçeli kamuoyuna yönelik olarak yapmış olduğu açıklamada; Öncelikli olarak Adaletin önemine vurgulamış, ardından şu açıklamalara yer vermiştir. (Ömer Faruk Kavurmacı’nın tahliyesi tartışmaları) “FETÖ ile mücadele kesintisiz sürdürülmelidir. Kim olursa, nereye kadar uzanırsa, kimin yakını olursa olsun herhangi bir ayrıcalık tanınmamalıdır. Ancak Türkiye’de tıbba güvenmek gerekir. Tıp insanları ölümcül bir hastalığın olduğu kararında olursa mahkemenin kararına da saygı duymak gerekir. Ancak öyle bir hastalığı da duyulmamıştır. 113 bin insanımızın istismarını bir kişi ile başka türlü alanlara çekmek doğru olmaz. Ben şahsen doğru bulmuyorum. Ergenekon davaları sırasında çok büyük hastalığı olan bir şahsın hayatını kaybetmesi de düşündürücü bir örnek olarak ortadadır.” Adaletin temeline bakıldığında yanlış bir kararın verildiği açık ve ortadadır. Bu durumda Osmanlı Örneğine bakıldığında Kadının kafası demir sopa ile parçalanmalı. Bunu yapacak Osmanlı nerede?

Bahçeli, Bülent Arınç’ın FETÖ Zanlısı Damadının Tahliyesine İsyan Etti
1 gün önce
MHP Lideri Bahçeli, bugün tahliye edilen Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter için, “Sanıyorum kripto eller devrede, kaos emelleri siyasi çemberdedir.” ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, resmi Twitter hesabından gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, FETÖ üyeliği suçundan tutuklandıktan 5 gün sonra bugün tahliye edilen eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter hakkında, “Adaletten kurtulmak için ille de meşhur ve mevki sahibi birisinin damadı, yakını, akrabası, onu bunu mu olmak lazım? Madem bir kişi suçsuz, niye tutuklanır? Hadi tutuklandı, niye bırakılır? Sanıyorum kripto eller devrede, kaos emelleri siyasi çemberdedir.” ifadelerini kullandı.
Bahçeli açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Bugün 2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılı tamamlanarak yaz tatiline geçildi. Evlatlarımızı karne heyecanı sardı. Kimisi sevindi, kimisi üzüldü. Karne görünüşte bir kâğıt parçası olsa da; bir dönemin özeti, gösterilen çabaların semeresi, çalışma ve mücadelenin sonucudur. Karne aynadır. Aynaya baktığınız zaman kendinizi bazen iyi ve diri; bazen de yorgun ve yılmış görebilirsiniz. Bu insani bir haldir ve de son derece normaldir.
“DAVASI OLMAYAN BİR NESLİN VARLIĞI TESADÜFÎDİR”
Karne parlak veya sönük görülebilir. Notlar düşük ya da yüksek de olabilir. Ama önemli olan azim, başarma iradesi, en iyiyi arama gayretidir. Mukaddesi olmayan, davası olmayan, bir fikir ve ülkü uğruna fedakârlık yapmanın zirvesine talip olmayan bir neslin varlığı tesadüfîdir.

“KARNEYE DEĞİL KARAKTERE BAKALIM”
Cemil Meriç; irfan insanoğlunun has bahçesidir, der. İrfan karnede değil akıl, inanç, vicdanda çıkarılmayı bekleyen maden gibi saklıdır. Karneye değil karaktere bakalım. Nota değil niyete, kemiyete değil keyfiyete dikkat edelim. Kırık düzelir, az çoğalır, yüksek de düşebilir.

“ADALETTEN KURTULMAK İÇİN İLLE DE MEVKİ SAHİBİ BİRİNİN DAMADI MI OLMAK LAZIM?”
Mecazi anlamda da olsa karne sadece okullarda verilmiyor. Hayatın her alanı, her tarafı aslında bir imtihan ve mücadele sahasından ibaret. Mesela adalet karnemize bakalım; adeta damatların kalemiyle kapkara kesilmiş durumda. Kayırma, arkalama, hatır almış başını yürümüş halde. Adaletten kurtulmak için ille de meşhur ve mevki sahibi birisinin damadı, yakını, akrabası, onu bunu mu olmak lazım? Madem bir kişi suçsuz, niye tutuklanır? Hadi tutuklandı, niye bırakılır? Sanıyorum kripto eller devrede, kaos emelleri siyasi çemberdedir.
Haydi, birinci Örnekte kadı yanlış hüküm verdi diyelim Sağlık koşulları nedeniyle Kavurmacıyı serbest bıraktı Ya Bülent Arınç’ın damadını neden serbest bıraktı eeeeeey ! Osmanlı torunuyum diyenler Osmanlının adaleti gözler önünde ya birinizin kafası demir sopayla parçalanır, yâda biriniz delik deşik edilirsiniz, yâda bu yanlışı oturur hep birlikte düzeltirsiniz. Şimdi ver Mehteri Sebastiyan

KAYNAKLAR:
(1) http://akademikperspektif.com/2014/09/21/osmanli-ve-adalet/

CEVAP VER

*