GERÇEKTE KATAR KRİZİ

Katarın teröre destek verdiği ve İran’a yakınlaşması gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan başta olmak üzere Bahreyn, Mısır, Yemen, Birleşik Arap Amirlikleri, Libya, Maldivler ve Moritanya gibi ülkeler yaptırımlara katılırken Ürdün diplomatik ilişki seviyesini düşürmüştür. Duruma bakıldığında ABD gladyolarının sadece bölgede terör faaliyetleri ile hâkimiyeti sağlama girişimlerinin ötesinde Yukarıda adı geçen Arap ülkelerine yönelik başlattıkları Algı operasyonları ile Ortadoğu’yu mezhebi çatışmalara gebe bırakma planlarının uygulama aşamasına geçirildiğini göstermektedir.

KATAR KRİZİ İLE ÖRTBAS EDİLMEK İSTENEN NEDİR?

Dünya gündemi Katar krizi ile meşgul edilirken asıl meselenin aşama, aşama uygulanmaya başlaması tam anlamıyla Ortadoğu coğrafyasının değişim ayağıyla yakından alakalıdır. Asıl hedef Türkiye ve İran’a karşı oluşturulacak olan Kürt koridoru İsrailin garantisi olacağından Lübnan’da faaliyet gösteren İsrail karşıtı Hizbullah hareketinin desteğini kesmek, İran’dan koparılarak tek bir cephede imha edilmesidir. Böylelikle İran’ın Ortadoğu da söz sahibi olmasını engelleyebileceği gibi Türkiye’nin de bölgedeki alan faaliyetlerini kısıtlamak, tezgâhladıkları terör sarmalıyla bölme planları sürekli tutmak ve Ortadoğudaki rolüne son verilmek istenmektedir.

SUUDİ ARABİSTAN KURULACAK OLAN SÖZDE KÜRT DEVLETİNİ DESTEKLİYOR.

Meğer dost ve Ümmet olarak kabul ettiğimiz Arap dünyasının sözcüsü Suudi Arabistan 40 yıldır desteklediklerini belirtirken Sözde Büyük Kürdistan haritası ve bayrağı ile yayınlanan mesajında ise:”Müslüman ve Araplara destek verdiğimiz gibi, Selahattin Eyyubi’nin torunlarına da devletlerinin ilanı için destek vermemiz lazım.” Diyecek kadarda küstahlaşabiliyor.

Arap dünyasını Ümmet olarak kabul edip göçmenlerine kucak açarak Ensar yakıştırmasını yapmakta büyük hatadır. Zira Araplar bu dönek tavırlarını sadece bugün değil tarihin geçmiş sayfalarında da sürdürdükleri görülmüştür.  Suudi Arabistan’ın başını çektiği birçok

 Arap ülkesi son zamanlarda Fars ve Türk akınlarına karşı Büyük Kürdistan’ı kurtuluş olarak görüyorlar: Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki Sözde Kürdistan parçalarını birleştirerek Kürdistan Devleti’ni hedefliyor. “Kürdistan devleti kurulursa bu ülkeler Arap coğrafyasını istila edemez, müdahale edemez” görüşü hâkim. Ve biz Türkiye olarak Suriyeli göçmen meselesini o kadar çok abarttık ki vatandaşlık vermek, maaş bağlamak, iş istihdamı sağlamak, vergi almamak, üniversitelere yerleştirmek öğretmenler atamak… Vs Hatta birde buna Ensar Muhacir mantığıyla yaklaşılması tam bir fiyaskodur.

FIRAT KALKANI İÇİN YETİŞTİRİLEN VE TÜRKİYE TARAFINDAN EĞİTİLEN ÖZGÜR SURİYE ORDUSU ÖSO’DAN (60) KİŞİNİN FİRAR EDEREK DSG YE KATILMASI

Besle kargayı oysun gözünü sözü tam bu meselenin kalıbına uyuyor. Suriye de ki bunca göçmene kucak açarak neredeyse kral tahtına oturtarak Ensar Muhacir kardeşliği söylemleriyle bağrına basan Türkiye’nin uğradığı bu ihanet kabul edilemez. Buda gösteriyor’ ki dış kılıfta Müslüman ancak içsel mantıkta Ümmet anlayışına inanmayan Araplar bir anda satışa gelebiliyor ve ümmet kardeşine silah çekip öldürmekte tereddüt dahi etmiyorlar.

ABD gladyolarının kurarak Finanse ettiği ve aralarında PKK, YPG, PYD’ terör örgütlerinin bulunduğu DSG’ ye geçmeleri ihanetin en güzel örneğidir. Zira ABD askerlerinin gladyo eliyle yürüttüğü faaliyetlerden de anlaşılıyor ki Gladyolar Arapları Biz Türklerden daha iyi tanıyor. Yediği sofraya bıçak çeken kaypaklar Türkiye’nin Ortadoğu’da Mücadele eden kahraman T.S.K lere ve güvenlik güçlerimize ihanet ederek yıpratmaları olasıdır.

SÖZDE KÜRDİSTAN İÇİN REFERANDUM

BM Genel Sekreteri Basın Sözcüsü Stéphane Dujarric, Sözde Kürdistan Bölgesi’nde yapılacak ‘bağımsızlık referandumu ‘nun Irak Anayasası ile uygunluk içerisinde olması gerektiğini söyledi.

Dujarriç, referandum sonucunun ‘EVET’ yönünde çıkması halinde Kürdistan Bölgesi’nin de diğer devletler gibi BM’ye üye olmak için başvurabileceğini ve BM Güvenlik Konseyi’nin de kurallar dahi BM Genel Sekreteri Basın Sözcüsü Stéphane Dujarric, Kürdistan Bölgesi’nde yapılacak ‘bağımsızlık referandumu’ nun Irak Anayasası ile uygunluk içerisinde olması gerektiğini söyledi.

Dujarriç, referandum sonucunun ‘EVET’ yönünde çıkması halinde Kürdistan Bölgesi’nin de diğer devletler gibi BM’ye üye olmak için başvurabileceğini ve BM Güvenlik Konseyi’nin de kurallar dâhilinde bu konuda karar vereceğini dile getirdi.
Ayrıca “Kürdistan Bölgesi’nde yapılacak referandumda BM gözlemci olarak katılacak mı?” sorusuna BM Sözcüsü “Referanduma katılma yönündeki talebe cevabımız olumludur” diye yanıt verdi.(Zer News)

Ayrıca “Kürdistan Bölgesi’nde yapılacak referandumda BM gözlemci olarak katılacak mı?” sorusuna BM Sözcüsü “Referanduma katılma yönündeki talebe cevabımız olumludur” diye yanıt verdi.

UYAN EY TÜRK MİLLETİ ZİRA ÜZERİNE SERPİLEN ÖLÜ TOPRAĞI SENİ KAN UYKUSUNDA BULACAK

Neden Türkün Türk ten başka dostu yoktur. Ümmetçilik anlayışı Osmanlı devletinin yıkılış dönemlerinde Araplara yönelik Fransızların Milliyetçi anlayışını empoze etmeleri Filistin Sina da Osmanlı askerinin sırtından vurularak şehit edilmesi ile tezahür etmiş ve halan günümüzde Arapların Türklere yönelik politikalarında da sürdürülmektedir.

Bu nedenle Din anlayışına dayalı Ümmet birliği Ortadoğu da çokta güvenilir bir politika olmadığını göstermiştir. Bu nedenle üzerimize serpilen ölü toprağından silkelenerek aslımıza dönme zamanı gelmiştir. Türkün varlığını yine Türkün asil kanında ve mücadele ruhunda aramamız en doğrusu olacaktır.

 

CEVAP VER

*