medyaturan_Trump

ABD ve İsrailin Ortadoğu ya yönelik olarak sürdürdükleri politikalara bakıldığında Müspet sonuca ulaşmak için sürdürülen politikalarında saffında yer almayanlara karşı dışlama, alan hâkimiyetine dayalı tahakküm politikasını sert bir şekilde sürdürmektedir. Özellikle Ortadoğu coğrafyasında terör örgütlerinin Mimarı olan gladyoların gerekli zemini hazırlamış olmaları her iki ülkenin de istenilen hedefe ulaşmasında saç ayaklarını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye nin Ortadoğu da baş gösteren Suudi Arabistan ve Katar krizinde her ne kadar tarafsız olduğunu belirtse de Katara yönelik olarak Ambargoya katılmaması ve Katara üst kurma kararı almış olması ABD ve İsrail politikaları karşısında saffını belirlemiştir.

Zira Türkiye bu tavrında da haksız sayılamaz. Suudi Arabistanın Sözde Kurulacak olan Kürt koridoru ve bu koridorun ardından Sözde Bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması ve durumun bölge halklarına yönelik olarak güvenlik kuşağı olarak tanımlanması Türkiye ve İran ın Orta doğuda etkinliğinin tamamen bitirilerek dışlanmasını amaçlamaktadır. Amerikan Girişimcilik Enstitüsü uzmanı Michael Rubin’den Türkiye’ye yönelik olarak küstahça tehditlerde bulunması, sosyal medyadan büyük tepki çeken bir paylaşımlarıyla tavrını ortaya koymaktadır. Daha önceden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında skandal açıklamalarda bulunan ve 15 Temmuz darbe girişimini önceden yazan Amerikan Girişimcilik Enstitüsü uzmanı ve ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) eski yetkilisi FETÖ’cü Michael Rubin, bu kez de Katar kriziyle ilgili Türkiye hakkında ‘Bugün Katar yarın Türkiye’ yorumunu yaptı. Hırsızın ev sahibini bastıran tavırlarıyla öne çıkan Bu zaat Türk milletinin azim ve iradesi karşısında aldığı yenilgiyi unutmuşa benziyor.

Neden Türkiye bu krize müdahil olmalı sorusunu soranlar olabilir. Cevabı gayet net ve açıktır.Zira ABD ve İsrail in gelecekte kurulacak olan Sözde Kürdistan devleti ile birlikte ileri karakol inşasını tamamlamış ve İsrailin Tek cephede vereceği savaşı garanti altına almayı hedeflemektedir. Hizbullah hareketinin tehdidi Lübnan cephesini oluştururken ikinci bir cephenin İran tarafından açılması İsrailin haritadan silinmesi ve üçüncü dünya savaşının orta doğudan başlayarak Tüm dünyaya yayılması riskini ortadan kaldıracaktır.  Suudi Arabistan tarihten günümüze kadar Türk tarafında olmadığı açıktır. Zira koruma ihalesini ve tüm ekonomik ilişkilerini ABD, İsrail ve Avrupa devletleri ile sürdürdüğü bilinmektedir. Durumun tarihçesine bakıldığında ise Arapların Osmanlıya ve Türklere yaklaşımı Ümmet anlayışı çerçevesinde değil pragmatist ilişkiler çerçevesinde şekillenmiştir.

“…PKK/PYD’YPG terör örgütünün güdümündeki Suriye Demokratik Konseyi (SDK) eş başkanı İlham Ahmet, birkaç gün önce Katar krizi bağlamında Suudi Arabistan merkezli Al Riyadh gazetesine açıklamalarda bulundu. Ahmet, Suudi Arabistan’ın Suriye’de istikrar açısından önemli bir rol oynadığını öne sürerek, Suudilerle iş birliği yapmaya hazır olduklarını söyledi ve ekledi; “PYD, Suriye’deki çatışmayı sona erdirmek, milliyetçilikten ve mezhepçilikten uzak demokratik bir Suriye inşa etmek için iş birliğine hazırdır.”

Bu açıklamanın hemen ardından, Türk medyasının gündemine “Fırat Kalkanı’na ABD sabotajı” başlıklarıyla Pentagon ve CIA destekli grupların kışkırtmasıyla ÖSO gruplarının birbirine girdiği haberleri düştü. Haber yüzde yüz doğru. Fazlası yok eksiği var. YENİÇAĞ okurları, Fırat Kalkanı operasyonu sırasında ve sonrasında ABD’nin parayla satın aldığı ÖSO içindeki bazı ihanet çetelerinin Mehmetçiğe yaptığı kalleşlikleri belge ve fotoğrafları ile bu köşeden faş ettiğimiz çok iyi hatırlar. Devam eden bu ihanet dizisinin hedefi ne?.. Kürt koridoruna kama sokan TSK’yi El Bab’dan çıkarmak. Bölgedeki güvenilir kaynaklardan ulaştığımız son sıcak bilgiler arasında.

Sözde kurulacak olan Kürdistan ve Kürt koridoru için maddi olarak desteklerini esirgemeyen Suudi Arabistanın tutumu ise bölgede yürütülen planın ihanet ayağıdır. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkeleri ve Katar arasında yaşanan diplomatik kriz, Katar’a destek veren Türkiye’ye yönelik boykot çağrısına neden oldu. Sosyal medyada yapılan Türk mallarına yönelik boykot çağrısı Türkiye’deki kullanıcıların tepkisini çekti.

Bu arada Musul ve Kerkük’te varlıkları için Mücadele eden Türkmenlerin sesini sadece Türkiye olarak değil Tüm Turan olarak kendi meselemiz haline getirmediğimiz müddetçe  giderek asimile edilip yok olma noktasına da gelebilir  sadece Türkiye’nin bu duruma müdahalesi yeterli olmayabilir Bunun için Macaristan, Kazakistan, Özbekistan,Kırgızistan,… vs Türk devletleri de duruma seyirci kalmamalıdır. Dini mezhebi ne olursa olsun Türkün Birliği Orta doğuya barışı getirebilir.

CEVAP VER

*