TANRININ KIRBACI ATİLLAYI NE KADAR TANIYORUZ

0
120

Hits: 30

66

Tarihi kayıtlarda; Atillanın otağını ve kabul sahnelerini anlatan özel bir vesika veya gezi raporu yoktur. Yalnızca P. Vaczy, vesikalardaki ayrıntıları bir araya getirerek, bir bütünleme yapılmıştır.Bu bütünlemeyi sunarken verilen bilgileri Büyük Hun imparatorluğu ile, diğer Türk devletlerinde görülen geleneklerle karşılaştırıp bazı açıklamalar yapmaya çalışacağız.; Erk ve gücünün en yüksek olduğu bir çağında bulunan Atilla’nın yerinde başka birisi olsaydı, görkemli elbiseler içinde gezer ve altınlar ile gümüşler içinde yüzerdi. Fakat Atilla böyle yapmadı. O sadeliği seviyordu Atilla elçi Pariskos’u otağına kabul ettiği zaman, tahta bir koltukta oturuyordu. Oturduğu çadırda buna bakılırsa herhalde o kadar görkemli değildi. Hiçbir yanında, büyük hakanların ihtişam ve görkemi görünmüyordu. Başkentinde kendisi için iyi işlenmiş bir tahta saray yaptırdığı biliniyordu. Buna rağmen imparator Atilla’nın yaşayışı her hangi bir Hun Türkünden ayrı değildi. Yaşayışı halk gibi sade idi Konuklarına Gümüş tabaklar içinde çeşitli yemekler ikram ediyordu. Kendisi ise tahta bir tabak içinde et yemeğiyle yetiniyordu. Elçi Priskos Atilla’nın birçok konularda ılımlı ve itidalli bir kimse olduğunu yazıyordu. Konukların önlerine çok sayıda altın ve gümüş kadehler konuluyordu. Atilla ise kendisi için ağaç bir kadeh kullanıyordu. Giyimi de çok sade idi. Ancak temizliği ile ilgileri üzerine çekiyordu. Ne değerli bir kılıç kayışı nede komşu vatandaşlarının kullandıkları çarık bağları vardı. Atının koşumu’nda, eski İskitlerde görüldüğü gibi altın ve gümüşlerle süslenmemişti. Diyerek yazar Atilla’nın Kişiliğine dair şu bilgileri vermektedir.

Atilla’nın güldüğünü yâda gülümsediğini görebilme çok güçtü, Ziyafetlerde bile sessiz ve alçak gönüllü bir yüzle otururdu. Ozanların kendi zaferleri hakkında söylediklerini herhalde duygu ile dinlemiştir. Yinede neşesini açığa vurmamıştır. Atilla’nın yüzü gülümsemeden yoksun ve asık idi. Ancak en küçük oğlu Ernek kapıyı açıp içeriye girdiği zaman yüzünü birden, bire gülümseme kaplamıştır. ( Atilla ve Hunlar, terc,s118) Aslında bu alıntıyı Priskos un raporundan aktarmayı istedik Fakat bu raporda o kadar çok ayıklanacak bölüm vardır ki Türk okuyucular için gereksiz görüldüğünden alıntı yapılmamıştır.

Hunlarda Hakanın yüzü tabumu? Yukarıda Hun hakanının katına giren Çin elçisinin yüzünün karartıldığı üzerinde durulmuştur. Bu karartmanın bir örtümü yoksa boya ilemi yapıldığını ise cevapsız bıraktık Atilla’nın Yüzünün tabu olduğunu yani hiçbir kimsenin onun yüzüne bakamadığıda söylenir. Atilla ile konuşmak isteyen hunların titrediklerini Bizans elçisi duymuştu. Hatta Atilla’nın Büyük oğlu Ellak bile babasının gözlerine bakamazdı. Bizans Elçisi Priskos’ un yazdığına göre Atilla’nın büyük oğlu Ellak ziyafette, saygı gereği babasından uzakça bir yerde oturmuş ve gözlerini yere dikmişti. Yani babasının yüzüne bakamıyordu. Herkes Atilla’nın buyruklarına bir kul gibi itaat ederdi. Jordenes’in yazdığına göre krallar ile çeşitli kavimlerin başları, Onun buyruğunu beklemişlerdi. Atilla’nın bir göz işaretiyle hemen onun önüne gelmişlerdir. Buyruklarını korku ile kesin olarak yerine getirmişlerdir.

Çin hunları küçümsemek için aşağı sınıftan birini yeni unvanlar vererek zaman, zaman Hunlara elçi olarak gönderiyordu. Hunlar buna karşı geliyorlar ve soylu Çinlilerin elçi olarak gönderilmesini istiyorlardı. Böylece bazı olaylar olmuştu. Atilla’da elçilerin soyluluk ile rütbeye tecrübelerine önem verirdi Roma ve Bizans imparatorlarının her sınıftan olur olmaz insanları elçi olarak göndermelerini büyük bir hakaret saymıştır. Zengin ve itibarlı elçilere iltifat ederdi değişir ve nazikleşir onları dinlendirmek için her türlü şeyi yapardı. (Kaynak: TÜRK KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ PROF DR B.ÖGEL KÜLTÜR BAKANLIĞI ANKARA 1991 SAYFA 333–334)

 Tüm tarihi vesikalardan derlenen bu bilgileri değerlendirecek olursak; Atilla kişilik olarak şahsiyetini halkıyla bütünleştirmeyi bilen sosyal adaleti her şeyin üzerinde tutan bir liderdir. Zira sade yaşamı bunun en büyük kanıtıdır. Devlet hazinesinde bulunan Gümüş ve Altın araç gereçlerle elçilere ikram ve ziyafetlerde bulunması ise Türk misafirperverliğinin asırlar öncesine dayalı bir gelenek olduğu nunda en büyük ispatıdır. Tarih daima gücünü halkından alan başbuğları yazmıştır. Çünkü halk varsa başbuğ Başbuğ olur sosyal adaletsizliğin olduğu bir toplumda başarılı bir devlet yapısı düşünülemez. Yine Yüce başbuğ Atilla devrinin bilgelerindendir. Yüz ifadelerinden otoriter olduğunu topluma yansıtması beden dilini bilen disiplin anlayışının beden diliyle ifadesindeki başarısından anlaşılmaktadır. Atilla Türk milliyetçisi bir Başbuğ dur Bununda en güzel ifadesi elçilerde sıfat olarak soyluluk ve bilgeliği esas tutmasıdır. Alelade kişilerle Milletinin mesajlarını vermemiştir. Aksine Milletine duyduğu saygıyı tüm dünyanın duymasını benimseyen bir liderdir. Devlet geleneğinde aile efratlarına dahi taviz vermeyen varlığını köklerinden alan bir başbuğdur Ruhun şad olsun ey büyük ata baba selam olsun onun torunları Hungarya’ya

 

CEVAP VER


*

WordPress Anti-Spam by WP-SpamShield