medyaturan_03Bir ülkenin Eko nomisi ve kalkın ma dinamikleri arasında sayabi leceğimiz  beş ana madde vardır Birinci Eğitim, İkincisi Siyasi yapı,, Üçüncüsü Genç nüfuz , dördüncüsü Tarım Beşincisi ise Savunma,  dinamiğidir. Sayılan bu beş Ana madde tüm dünyada kabullenilmiş ve birbirine bağlı kılınarak senkronize hale getirilmiştir. Ülkemizde durum nedir? Halk muhtaçsa Kuru soğana, pahalılık almışa başını gidiyorsa bu senkronizasyona aykırı sebepler silsilesinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmezmi? Yapılacak bir Öz eleştiri ile hatalarımızı kabullenerek bu hataların bir daha ortaya çıkmaması için ortak bir akla mutlak olarak ihtiyacımız vardır. Gelin hep birlikte Ülke ekonomisi ve kalkınmasına yönelik bu dinamikleri hep birlikte ele alalım. Ne dersiniz.

BİRİNCİ UNSUR EĞİTİM

medyaturan_5 Ülkemizin yakın tarihine baktığımızda Eğitimin ehil kişilerce ele alınarak akılcı ve modern bir bilim dalı haline getirilemediğine hepimiz şahit olmuşuzdur özellikle FETÖ terör örgütünün ülke dinamiklerimize verdiği zararları gördükçe bu alanda çizginin dışına taşıldığı gayet net bir şekilde görülmüştür. Evet, çizgiden çıktık bunu gayet net ifade edebiliriz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Türkiye Cumhuriyetini kurduğu ilk yıllarda Eğitim bakanlığının Maarif Misakı “ Eğitim Andı” adı altında yayınladığı genelgede dikkati çeken Üç husus vardır;

 Birincisi; Ulusçu, Halkçı, Devrimci, Laik ve Cumhuriyetçi Yurttaşlar yetiştirmek,

 İkincisi Yeni yetişecek olan kuşakları bütün öğretim basamaklarında genellikle bilimsel özellikli, Ekonomik yaşantıda etkin ve başarılı kılacak bilgilerle donatmak,  

Üçüncüsü ise toplum yaşamında korkuya dayalı ahlak yerine,  Özgürlük ve düzen arasında uzlaşma kurmaya dayalı gerçek ahlak ve erdemi egemen kılmak maddeleridir.

  Eğitimin bu temel saç ayakları Cumhuriyet tarihini yeniden inşa edecek dinamikleri oluştururken Gladyonunda bu temel dinamikleri baltalamaya yönelik aktörler yetiştirmesini gerektirmiştir. 1960 lı yıllardan itibaren Komünizmle mücadele dernekleri adı altında ülke dinamiklerini baltalamaya yönelik aktörleri yetiştirmesi ve bunları gelecekte kullanılmak üzere iyi birer kart olarak saklaması,  Ulusçu ve milliyetçi Ülkesini seven bir gençliğin yetişmesini engellemiştir. Engellemekle de kalmayıp bölünme ve parçalanmaları da kısmi olarak başarmıştır. Malumunuz FETÖ terör örgütünün 1960 lı yıllardan başlayarak günümüze kadar Sosyal toplumun dokularına sirayet ederek neredeyse ülkenin tamamında söz sahibi oldukları görülmüştür. 15 AĞUSTOS 2018 ise Terör Örgütünün başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi ile birlikte kendi sonunu hazırlamıştır.

 Buradanda anlaşılıyor’ki eğitim belli bir din motifli, ırkçı, bölücü siyasi akımı olan zümrelerin eline bırakılmamalıdır. Ancak böylelikle korkuya dayalı ahlak yerine,  Özgürlük ve düzen arasında uzlaşma kurmaya dayalı gerçek ahlak ve erdemi egemen kılabilirsiniz. Ülkemizde elbette ki dini eğitim veren okullarında olması gereklidir ancak gelecek nesillere refahı sadece bununla sağlayamazsınız, Beşer Bilimlerine dayalı Meslek okulları, Bilim ve sanata yönelik okullarında olması hayati bir zorunluluktur. Bu nedenle Cemaatleşme bölücü ve siyasi akımlardan izole edilmiş tamamen devletin kontrolü altında Milli şuurla yetişecek gençliğe ihtiyacımız vardır. Zira tek yanlı Dini eğitim veren eğitim kurumlarını çoğaltmak Üretim yerine tüketici, korkuya dayalı bir eğitim sisteminin hakim kılınmasını sağlamak olacaktır.

 İKİNCİ UNSUR SİYASİ YAPI

medyaturan_04 Devletin işlevini yürüten yapısal sistemdir. Ve bu sistem içerisinde yer alacak olan mekanizmaların Öncelikle Türk Kimliğine bağlı liyakat sahibi ehil kimselerden oluşması şarttır. Ancak bu şuurla yeniden kendi benliğimize dönerek cihan hakimiyetine yönelebiliriz aksi takdirde gladyoların elinde oynattıkları oyuncakların sahası olmaktan kurtulamayız. Milliyetçilik ister makro ve isterse mikro olsun kabile, cemaat,…vb ilkel yapılardan daha çok Türk tarihinde töre ve yasalarıyla devlet teşekkülünü kabullenmiş bir yapıda olması şarttır. Ümmetçilik, hümanizm,… vb söylemler yapısal karmaşalara bölünmelere ve yok olma sürecine ivme vermektedir. Bugün Ümmet dediğimiz Arap Halkı tarihte Cengiz han döneminden başlayarak, Osmanlı dönemine kadar Din kardeşine ihanet etmiş Türklüğü seven bir halk topluluğu değil, kabileci anlayışa sahip ve daima başkalarının yönettiği halk toplulukları olmuştur. Merhum Hoca Ahmet YESEVİ hazretlerinin buyurduğu gibi ALLAH BANA TÜRKLÜĞÜMÜ DOĞUŞTAN BAHŞETTİ ANCAK BEN DİNİMİ SONRADAN SEÇEBİLİRİM sözü Türk kimliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Liyakat sahibi olmalı yetişecek devlet adamlarının temelde aldığı eğitimle kendisini donatmış, tarafsız Türk milletinin yararına karar verebilen irade sahibi, ön görülü kimselerden seçilmesi önemlidir. Bunun içinde öncelikle kendisini özgürce yargılayabilecek bir Adalet sistemini bağımsız kılması şarttır.

ÜÇÜNCÜ UNSUR GENÇ NÜFUZ

 Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bir veciz sözünde EY TÜRK GENÇLİĞİ GELECEK NESİL SİZLERE EMANETTİR. sözünü boşuna sarf etmemiştir.  Ülkemizde genç nüfuz hiçbir ülkede olmadığı kadar fazlaca potansiyele sahiptir. Eğer bu potansiyel doğru ve etkili bir şekilde kullanılırsa yeniden dirilişimiz neden mümkün olmasın Ülkemizde birçok yabancı ve onların ortaklıklarıyla kurulu teşekküllerin olması genç nüfuzu doğru ve etkili bir şekilde kullanamayışımızdan kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda; Gençlik Üniversite eğitimine donanımlı bir şekilde milli şuur ve ahlakla başlamalıdır. Gençliği ödüllendirerek bilime teşvik etmek demek sözle olmaz veya çok sayıda Özel Üniversite açmakla olmaz Üniversite devletin gözetiminde ve eşitlik ilkelerine dayalı ücretsiz olması şarttır. Öğrenciler ekonomik sorunlar nedeniyle önü kapanmamalıdır.

Üniversitelerimizde Gençler alacakları eğitim sonrasında diplomalı boş işsizler olmamalı her fakülte kendi bünyesinde tarafsız bilim kurullarını oluşturarak kendilerine ayrılan fonlarla saha çalışmalarını yoğunlaştırmalıdır. Düşünsenize Kimya, elektrik elektronik, fizik, makine bölümündeki öğrencileri bir araya getirerek yakıtı petrole dayanmayan çevreci, araçlar için projelerini geliştireceğiniz bir araştırma sahası sunarak ortaya çıkan ürünü Projeyi oluşturan 5 ortaklı bir şirkete dönüştürerek sanayi atılımının birinci basamağını inşa ettiğinizi Düşünsenize bir sosyoloji, bir hukuku fakültesi öğrencilerinin bir araya gelerek Toplumum ihtiyaçlarını ortaya koyarak adaletteki eksiklikleri gidermeye yönelik yasa taslakları oluşturduklarını ve daha nice projelerle aydınlık bir Türkiye olmak o kadar zor mu?

Tüm bunlara bağlı kalınarak Meslek okulları yapılandırılamaz mı? Meslek kurslarıyla tüm bu mekanizmalar iç, içe koordineli bir şekilde verimli kılınamaz mı? Ziraat fakülteleri ile Gıda mühendislerimizi ortak projelerde buluşturamaz mıyız? Sermayesi olana değil birazda akla fırsat tanıyarak yabancı teşekküller yerine Akıllı ve Milli sermayeye dayalı genç teşekküller oluşturmamız sizce hayal mi? Çok değil bir tarikata verdiğiniz paraları bu tür Bilim kurullarına verseniz dininizden ne eksilir? Dinsiz mi olursunuz? Yoksa dış mihraklı sermayelerin boyunduruğu altına girmek sizleri daha mı Müslüman kılıyor?  Asıl İslam üretken bir toplum ortaya çıkarmak değil mi? Asıl İslam gelecek nesilleri işsiz bırakmamak değil mi? Bugün soğana muhtaç hale gelmemiz tarımın yapılmaması bilim temelinde maliyetin düşürülerek gerçekleştirilmesine dayanmıyor mu?  Halen bıkmadık mı?  Arap seviciliğinden kıçında mintan kafada sarık sakalı var bıyığı yok gün boyunca şu tarikat senin bu tarikat benim diyerek gelen bağışlarla kendilerine sunulan imtiyazlarla ihalemi almak, Tüketici olarak mı güçlenmek bumu Müslümanlık bir düşünün bence!

medyaturan_Türklerde_KadınDÖRDÜNCÜSÜ TARIM UNSURU

Gemilerde talim var bir bahriyeli yarim var neden söyledik bunu biliyor musunuz? Tarımın temel sorunu olan iş makinelerinde kullanılmak üzere satın alınan Mazottur. Gemilere ucuz,  ucuz mazot verilirken neden tarım sektörüne verilmediğini anlamak mümkün değildir. Bu yüzden gemilerde talim var ama çiftçinin artık bahriyeli bir yari yok. Bilmem anlatabildim mi? Zaten anlamanızda gerekmez Çiftçi giderden sıkıntılı iken Devletin Çiftçiye elektriği ucuzlatması ne yaman bir çelişki sanki bizim traktör elektrikle sürüyor tarlayı döver biçer elektrikle çalışıyor. Olmayan bir teknolojiyle tarım yapma hayali evet buda bir kazanımdır diyip geçelim. Bir deli susarsa unutmayın bin akıllı şaşırır. Ya bir akıllı susarsa ne olur biliyor musunuz Bin deli oturup onun haline güler. Bugün oturup halimize gülmenin yada susmanın zamanı mı? Tarımsal arazi olarak kullanabileceğimiz verimli ovaların birçoğu inşaat kütlelerine dönüşürse apartmanlarda soğan ekimi yapmak mümkün mü?  Hangi ülke inşaat sektörüyle kalkınmış duydunuz mu?  Öncelikle tarıma teşvik etmek demek köylüye zirai hibeler vermekle hal olmaz köy şartlarını iyileştirmek bilimsel tarım ve ürünü işleyerek piyasaya koparatifler vasıtasıyla aracıları çoğaltmadan vermek köylüye kazandırmak değilmidir. Onca Ziraat mühendisi ve Gıda mühendisi gençlerimiz alakasız alanlarda iş bulmaya mahkum edilmesi de cabası.5 köye bir 4 ziraat mühendisi ve 5 Gıda mühendisi atayarak bilimsel tarım ve işlenebilir ürünlerin gıda teknolojisiyle hazır hale getirilmesi o kadar zor mu? İşletme mezunu gençlerin tarımsal alan giderlerini hesaplayarak kontrollü bir şekilde Hibe dağılımını yakıt desteğini vermesi mümkün değil mi ?

 

CEVAP VER


*

WordPress Anti-Spam by WP-SpamShield